BELEDİYELERDE MAFYA BAŞKANLAR DÖNEMİ

BELEDİYELERDE MAFYA BAŞKANLAR DÖNEMİ

Eskiden kentlerin en işlek cadde ve sokaklarına  arabanızı park etmek istediğinizde, hemen yanı başınızda birileri biter ve size ücreti mukabilinde yardımcı olurlardı.  Bir süre sonra bu tür insanlar çoğalmaya ve kendi çaplarında örgütlenmeye yani mafyalaşmaya başladılar. Öyle ki; kendilerine istedikleri ücreti vermeyenlerin arabalarına maddi zarar vermek bir yana, artık silahla tehdit, vurma, öldürme v.s. yöntemlerle alenen gasp yapmaya başlamışlardı.

 Bu durumdan şikayetler artınca bazı büyükşehirlerden başlayarak belediyelerimiz, “cadde ve sokakları otopark mafyasından kurtarıyoruz” diye, kendileri işletmeye başladılar. Bu işten elde ettikleri kazancın “tatlı”lığını görünce de yandaşlarına ihaleler yoluyla kentlerimizi moda deyimle “parsel parsel” kiraladılar.

 2006 yılında Ankara’da, Ankamall yanında bulunan Ak köprü Metro durağına arabamı park ediyordum. Günlerden bir gün, sabah arabamı park etmek için girdiğim otoparkta bir kişi yanıma yaklaştı ve bu otoparkın artık paralı olduğunu söyleyerek benden para istedi. Bir anlık şaşkınlıktan sonra kendisine: “ kardeşim, daha dün buraya park ettiğimde böyle bir duyuru yoktu bir. İkincisi, bütün dünyada Metro istasyonlarının yanına otoparklar yapılır ki vatandaş işine toplu taşımayı kullanarak gitsin ve şehir içine araç girmesin gibi.” Gerekçeler ileri sürerek bu uygulamanın saçmalığını anlattım. Meğer o alandaki yoğun otoparkı gözüne kestirmiş bir belediye meclis üyesi bir şekilde oranın işletmesini almış!

Bu durumun aynısını 2012 yılında,  Soğanlık(İstanbul/Kartal) Metro durağında  yaşadım… Aynı gerekçelerle itiraz ettim… Ne mümkün. Çaresiz, arabamı uzak bir sokağa park ettim.

İşte bu şekilde bizi ve kentlerimizi oto park mafyasının elinden kurtaran sayın belediye başkanlarımız ellerinin altındaki kent arazilerinin devasa rantlarının farkına varınca; öncelikle üyesi oldukları partilerin üst düzeyi  ve yakın çevreleriyle bu rantları paylaşmaya başladılar. Bir dönem belediye başkanlığı yapan ve rantın kaymağını yemeye alışan başkanlar, kendilerini aday yapsın diye parti üst yönetimiyle çeşitli pazarlıklara giriştiler. Partilerin üst yönetimindekiler de bu rantları daha kolay yiyebilmenin yolu olarak, belediye başkan adaylarını bizzat belirleme yoluna gittiler. Parti tüzüklerinde değişiklikler yaptılar ve partilerde lider sultası kurdular. Yani mafyalaşmış parti başkanları ortaya çıktı. Öyle ki; parti kurultaylarında silahlar, bıçaklar çekilmeye başlanmıştı…

Büyük bir ilin belediye başkanlığına gelen kişilerin artık ilk düşündükleri makam; başbakanlıktı.  Mafyalaşmış belediye başkanlığından, mafyalaşmış başbakanlığa…

Devlet kademesinin her alanında kendi çapında mafyalar türedi… Mafya bakanlar, Müsteşarlar, Genel Müdürler, Daire Başkanları, Müdürler, Amirler, Şefler, Makam Şoförleri, Odacılar… Hasılı; her yanımız, her şeyimiz mafya oldu!

Biliyorsunuz, mafyanın başına “Baba” derler. Gerçi Türkiye’nin en büyük babası rahmetli oldu ama… Mafya babalarının yanında yeni yetme “mafya analar” rahmetli olan “baba” ya çoktan rahmet okuttular.

Rahmetli dedim de aklıma babamın bir özdeyişi geldi… Rahmetli babam, kendisine haksızlık yapan ama itiraz etse bile gücü yetmeyeceğinden bir şey yapamayacağı kişilere; “Allah, dutduğunu  altın etsin!” derdi. 

Ben de ülkemizin bilumum yetkili ve de etkili mafyalarına aynı şekilde seslenmek istiyorum: Allah(cc) tuttuğunuzu (gani gani.) altın etsin!

Du bakali n’olcek bu memleketin hali?

12   Temmuz   2015   İstanbul              Nihat MÜRŞİTPINAR

 

 


Yorumlar - Yorum Yaz